PAYLAŞ

We Are The Hippies kurucusu Yeşim Özbirinci ile gerçekleştirmiş olduğumuz keyifli röportaj, kendisine zaman ayırdığı için teşekkür ederiz. Keyifle okuyunuz 🙂

  • Öncelikle, Yeşim Özbirinci kimdir ? RotaSensin takipçilerine kendini biraz tanıtabilir misin?

Artvin, Arhavi’de büyüdüm. 89 doğumluyum. İstanbul Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü 2012 mezunuyum. Muhabir ve editör olarak çalıştım. Ankara’ya taşınmamla birlikte sadece freelance çalışmaya başladım. Bu sürecin başında dört arkadaşım ile birlikte Gaia Dergi’yi kurduk ve ben editörlüğünü üstlendim. Geçen kış dönemi ayrılarak Kazdağlarında bir eko çiftliğe başka bir proje için gittim. Proje gerçekleşmedi, ben de kışı orada geçirdim, ara ara dolandım yine. Son bir senedir de göçebeyim desem kötü bir benzetme olmaz. Aldığım nefesi en huzurlu ve keyifli şekilde geçirmeye çalışıyorum. Tüketmemeye ve az parayla yaşamaya çalışıyorum. Üç yıldır bireysel seçimlerimde hayvan sömürüsü kullanmadan yaşıyorum. Yediğim şeylerden kullandığım birçok şeye kadar… Kimse dört dörtlük değil elbette ama elimden geldiğince içimde kötülüğü barındırmamaya ve etrafıma güzellikler vermeye çalışıyorum.

  • We Are The Hippies fikri nasıl ortaya çıktı ? Blog açmaya nasıl karar verdin ?

Aslında eski blog’culardanım. Blogspot’un Türkçe olmadığı dönem çok iyi İngilizce’m yoktu. İlkokulda ve lisede yazdığım şeyleri Blogcu üzerinde paylaşarak başladım. Blog kavramı internet hayatımıza girmişti. E-günlük olarak geçiyordu o dönem ve gerçekten kişiler takma isimlerle günlüklerini paylaşıyorlardı. Zaman geçtikçe blog’ların kullanım amaçları ve tarzları değişti, çoğaldı. Markaların dikkatini çekmeye başladı. Bir iş sahası bile oldu. Uzun süre çeşitli isimlerle Blogspot üzerinden blog’lar açtım, kapadım. İlk defa We are the Hippies ile birlikte WordPress kullanmaya başladım. We are the Hippies, diğer blog’larımdan daha farklı bir konseptte. Eski blog’larım daha kişisel, günlükvari yazıların olduğu platformlardı. We are the Hippies, benim için, yaptığım çalışmaların da arşivlendiği, daha profesyonel bir mecra. We are the Hippies isminin ortaya çıkması ise bundan daha önce dayanıyor.

Üniversitedeyken Kadıköy’de erasmuslularla yaşıyordum. Bir gün evde eğleniyoruz ve o zaman evin bir duvarına da isteyen istediğini yazıp, çizebiliyordu. Pastel boya ile duvara bir şeyler yazarken durdum ve “We are the Hippies” yazdım. O an hangi düşünceyle yazdım hatırlamıyorum gerçekten. 70’lerdeki hippilerin gezginliğini ve doğaya dönük olmalarını seviyordum. Bu psikoloji ile de yazmış olabilirim. Aradan zaman geçip, WordPress’e geçtiğimde, “İsim ne seçsem acaba?” diye düşünürken bunu kullanmaya karar verdim. Eski tüm yazılarımı buraya aktardım. “We are the Hippies” üzerinde seyahat, sürdürülebilir yaşam, psychedelic kültür, festivaller, veganizm, kültür&sanat gibi ilgi alanımdaki konular üzerinde yazılar paylaşıyorum.

  • “Fakir Ama Kültürlü” sloganıyla oluşturmuş olduğunuz platform olan wearethehippies.com ‘un kuruluş amacı nedir ?

We are the Hippies’in spesifik bir kuruluş amacı yok. Yaptığım işleri arşivlemek, sevdiğim konularda yazmak üzere oluşturulmuş bir yer. Müzisyen, ressam falan değilim. Elimden gelen yazmak ve yazarak az da olsa kazanıyorum. Çağımız internet dönemi. İkisi birleşince çevrimiçi platformda da yer almamak kaçınılmaz.

“Fakir ama kültürlü” sloganı nasıl ortaya çıktığı onu da hatırlamıyorum. Çok uzun zamandır kullanıyorum. Mottom oldu artık. Günümüzde birçok şeyin alternatifi mevcut. Aslında her zaman vardı ama insanların bunların uygulanabilirliğine inancı çevrimiçi iletişim ile birlikte daha çok arttı. Sosyal medya ve mail üzerinden gruplar kurup, alternatif seçenekler sunuyoruz artık. Otostop çekip, şehir içinde araç paylaşımları yapıyoruz. Takas veya freecycle ile tüketimi aza indirgiyoruz. Sadece eşya değil bilgi ve yeteneklerimizi de takas ediyoruz. Lüks otellerde değil doğanın ortasında çadırımızda kalıyoruz. Yeni bir şey almak yerine elimizdekini dönüştürüyoruz. Aynı zamanda atıklarımızı da azaltıyoruz. Ve bunların hiçbirisi için tek bir kuruşa gerek yok. Alışkanlıklarınızı değiştirmekten korkmayın ve tembellik yapmayın. Böylesi daha eğlenceli. Bu anlayışı anlatabilmek için fakir ama kültür söylemini seçtim. Bir şeylere erişebilmek, yapabilmek için çok paralara ihtiyacımız olmadığını ifade etmek istedim.

  • We Are The Hippies dışında başka bir blog sayfasında yazıyor musunuz? Yazıyorsanız ne üzerine yazıyorsunuz ?

Şu an düzenli yazdığım başka bir platform yok. Markalar, bazı siteler freelance iş olarak yazı istiyorlar benden. Türkçe veya İngilizce yazıyorum. Genel olarak yazdığım konuları bir önceki soruda belirtmiştim ki her türlü konuda yazabilirim.

  • Kaç kişilik bir ekibiniz var? Tek başınıza seyahat etmeyi seviyor musunuz ?

We are the Hippies’i sadece ben yönetiyorum. Başka bir yazarı da yok. İleride nasıl olur bilemiyorum. Evet, tek vakit geçirmeyi seviyorum, kendi kendime eğlenebiliyorum. Zaten kalabalığı ve insanlarla iletişimi artık çok tercih etmiyorum. Andrey Tarkovski’nin şu sözünü de not düşeyim o halde, pek severim. “Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin.”

  • Bugüne kadar kaç ülke gezdiniz ve en beğendiğiniz yer neresi oldu ?

Hayatımda sadece Afrika’ya gittim. 2016 Aralık başıydı. Gambiya ve Senegal’i görme şansım oldu. Kazdağlarına bir proje için gittiğimi demiştim. Gambiya’da projeler yapan Türkiye menşeli bir dernekle ilgili yazı hazırlamaya gönderdiler ama sonra proje olmadı. Oraları görmek kısmetmiş dedim. Parasız yaşamaya çalışınca ve yazarlık da çok kazandırmayınca yurtdışına çıkmak bir türlü kısmet olmamıştı. Üç senedir bu kış dişimi sıkıp, iyi kötü bir yere girip biraz para biriktireyim dedim ama sürekli başka şeyler çıktı, onlara kafam kaydı. Sonra dedim ki “Olması gerektiği an oluyor her şey. Acelesi de yok hiçbir şeyin. Olmasa da canım sağ olsun. Zaten her gün güzel manzaralara uyanıyorum, güzel şeyler yapıyorum.” Niye gidemiyorum diye kendimi üzmem saçma geldi. Aralık ilk haftası da İran’a gidiyorum. Olunca oluyor işte 🙂

Bir de Gürcistan’ı gördüm ama baba evime 30 dakika uzaklıkta olduğu için ve kültür olarak da benzeştiğimiz için bana yurtdışına çıkmış hissi vermiyor. Hehehe.

  • Yakın zamanda planladığınız projeleriniz var mı ?

Yeni İnsan Yayınevi’nin desteği ile eko köy kavramı çerçevesinde Türkiye’deki ekolojik çiftlikleri araştırdığım bir kitap yazıyorum. İran dönüşü, yerleşkeleri ziyaret edeceğim. Röportajlar yapıp, yerinde göreceğim. Gelişmeleri Facebook ve Instagram sayfalarından takip edebilirler: https://www.facebook.com/hepimizeiyiyollar ve https://www.instagram.com/hepimizeiyiyollar/

  • Son olarak röportajı okuyan takipçilerimize neler söylemek isterdiniz ?

Kendi doğrularınız için mücadele edin. Kendi seçimlerinizi yaşayın. Kendi verdiğimiz kararların sonucu da güzel ve tatmin edici olmayabilir ama en azından bizim seçimlerimiz olacaktır. O zaman da yaşadığımız acı, tatlı, iyi, kötü tecrübeler için evrene teşekkür edip, yeni maceralara doğru yol alabiliriz. Çünkü hayat böyle; iyisi ve kötüsü ile var.

 

Sosyal medya hesaplarım: 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen Kutucuğa Doğru Sayıyı Girin *