PAYLAŞ

Çok Okuyan Çok Gezen gezi blog kurucusu Sevil Mert ile güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisine ilgisinden dolayı teşekkür ederiz. Keyifle okuyunuz 🙂

 

– Öncelikle hoş geldiniz, Sevil Mert kimdir biraz kendinizden bahseder misiniz ?

Türkiye’nin haritadaki yeri en az bilinen şehri Burdur’da doğdum, büyüdüm. Üniversite için İstanbul’a gelip burada kalanlardanım ben de. İşletme okuyup üstüne pazarlama iletişimi yüksek lisansı yaptım. 19 yıl farklı firmalarda pazarlama departmanlarında çalıştım, yöneticilik yaptım. İş hayatımın yoğun temposu içinde seyahatlerimde nefes aldığımı farkettim. Hem her fırsatta gezmeye hem de gezi notlarımı Çok Okuyan Çok Gezen adlı blogumda yazmaya başladım, 10 yıldır blog yazıyorum. 1 ay önce de kurumsal hayatıma bir nokta koydum ve gezi yazarı olarak hayatıma devam etmeyi planlıyorum.

– Çok Okuyan Çok Gezen fikri nasıl ortaya çıktı ? Blog açmaya nasıl karar verdiniz ?

Seyahat etmeye başlayınca çevremden arkadaşlarım, eş dost gezilerimle ilgili sorular sormaya başladı. Şuraya nasıl gittin, burada ne yenir, şuraya mı gideyim buraya mı gideyim gibi… Baktım bu sorular herkesin kafasında var, en iyisi bunları bir blog altında toplayayım dedim. Önce blogspot altında çok amatör bir sayfa yaptım. İlgi artınca da wordpress’e taşıyıp adını koyup yoluma devam ettim. Bu seyahat meselesinde en çok sorulan sorulardan biri “çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” den yola çıkarak da bloguma Çok Okuyan Çok Gezen adını verdim. Şu an Türkiye’deki en zengin içerikli, en çok okunan bloglardan biri olması da beni ayrıca mutlu ediyor.

– Uzun bir süre kurumsal bir firmada çalışıp, istifa edip gezi blogger’ı olmak için ne etkiledi sizi? Niye böyle bir karar aldınız?

Cevap sorunun içinde saklı 🙂 Ben üniversitedeyken 19 yaşımda çalışma hayatına girdim ve 19 yıl boyunca kesintisiz çalıştım. Beni tanıyanlar iyi bilir, bu çalışma öyle 8-5, 9-6 değil hep gece gündüz, hafta sonları nefes almadan çalışmak şeklinde idi. Bu tempoda çalışmanın getirdiği yorgunluğun önemli bir etkisi olsa da asıl mesele aslında bu kadar çok çalışınca elde ettiklerimin beni mutlu etmemesi idi. Hobim sayesinde hayatımı daha basit yaşayarak çok daha mutlu bir hayatım olacağına inandım. Bu kararı almam gerçekten kolay olmadı, detaylarını şu https://cokokuyancokgezen.com/isinden-istifa-edip-gezi-bloggeri-olmak/ yazımda anlattım.

– Çok Okuyan Çok Gezen dışında başka bir blog sayfasında yazıyor musunuz? Yazıyorsanız ne üzerine yazıyorsunuz?

Aslında bir hobi, bir de dekorasyon blogum var.

Hobidelisi.com ve Dunyanindekorasyonu.com adlı alan adlarında ancak Çok Okuyan Çok Gezen’den bu bloglara pek vaktim kalmıyor, belki artık bu bloglarıma da zaman ayırabilirim.

Hobidelisi adında da anlaşılacağı üzere hobi blogu, kayaktan dalışa, şiirden halk danslarına kadar farklı konularda yazan çoklu yazarlı bir blog.

Dünyanın Dekorasyonu ise bir dekorasyon blogu olacaktı ama henüz emekleme aşamasında 🙂

– Kaç kişilik bir ekibiniz var? Tek başınıza seyahat etmeyi seviyor musunuz?

Bir ekibim yok, tek kişilik dev kadro 🙂 Seyahatlarimi kendime göre organize ediyorum, eşim uygunsa o katılıyor, yakın arkadaşlarım uygunsa onlar katılıyor, kimse uygun değilse tek başıma gidiyorum. İtiraf etmem gerekirse en çok keyif aldığım seyahatlerim tek başıma yaptıklarım.

– Bugüne kadar kaç ülke gezdiniz ve en beğendiğiniz yer neresi oldu?

Türkiye’yi dahil edersek 58 ülkede bulundum. Tek bir ülke seçmek benim için çok zor, ikiye kadar indirebildim. Güney Afrika ve Moğolistan en sevdiklerim, ama sevdiğim başka bir sürü ülke de var elbette. İkisi de doğası ile beni kendisine aşık eden ülkeler.

Türkiye’nin yeri ise bende ayrı, ülkemizin her köşesini her fırsatta gezmeye görmeye çalışıyorum.

– İlk defa Yurtdışı veya yurtiçi seyahat yapacak gezginler için öneriniz nedir?

İlk yurt dışı sehayat en heyecanlısı olsa gerek. İlk seyahatlerini kendilerini rahat hissedecekleri bir yere yapmalarını öneririm. Balkanlar, Avrupa bu anlamda çok rahat yerler. Bir kez yola çıkınca zaten gözlerinde büyüttükleri gibi olmadığını anlayacaklar. Ben ilk seyahatimi İtalya’ya yapmıştım ve yol yordam öğreneyim diye turla gitmiştim. İkinci günü turdan ayrılıp kendim gezmeye başladım. Özetle, korkmayın yola çıkın…

Yurtiçi ise çok daha kolay, ülkemizde görülecek tarihi, doğal o kadar çok güzellik var ki. Karadeniz yaylaları mutlaka görülmeli, Güneydoğu’daki Mezopotamya şehirleri ve mutfağı tabii ki, Kapadokya ve Pamukkale gibi büyülü yerler, Ege ve Akdeniz’de deniz, doğa ve tarih iç içe. Bu kadar çok seçenek sunan ülke bulmuşken altını üstüne getirmeli.

– Bir kadın girişimci olarak, okuyucularımıza önerileriniz nedir ?

Benim için “her yolculuk bir hayalle başlar”, hayal kurmaktan asla vazgeçmesinler. Hayal kurabilirseniz zihniniz hayalinizin gerçek olması için çalışmaya başlar. Siz farkına bile varmadan hayalinize doğru önce yürümeye sonra koşmaya başlarsınız… Hayal kurmaktan korkmayın.

– Bunların dışında eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Öğrenmenin sonu yok, yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak, yeni bilgilere ulaşmak, araştırmak, kendini geliştirmek hiç bitmeyecek bir yolculuk, ben de bu yolculukta bir garip seyyah… Siz de kendi yolunuzu çizin ve yürümeye başlayın…

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen Kutucuğa Doğru Sayıyı Girin *